Connect with us

Otomotiv

Tesla Model S P100D:GELECEĞE DÖNÜŞ

Yayınlandı

on

Tesla Model S P100D:GELECEĞE DÖNÜŞ incelemesiyle herkese merhaba 🙂

Öncelikle böyle bir aracı inceleyebilmek , benim için büyük bir keyifti. Kısaca TESLA nedir ? TESLA nasıl elektrikli araç sektörüne yön verdi ? Bu gibi sorulara cevap olabileceğine inandığım bir yazı olacak.

TESLA ilk modelini Kaliforniya’da üretmiş ve LOTUS ELISE üzerinde geliştirmiştir. Bu aracın maksimum hızı:200km/h gibi çok iddialı olmayan bir değere sahipti. Ancak bir detay var ki , yüksek hız elektrikli arabaların düşmanı. Bu yüzden hala yüksek hız görmüyoruz. Peki 2008-2012 yıllarında elektrikli arabalar yaygınmıydı ? Hayır değildi . O yıllarda elektrikli araba üreten firma sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi. Ama TESLA o kadar güzel adımlar attı ki hala elektrikli araba denildiğinde ilk akla gelen marka olabiliyor. Peki ilk üretilen modele geri dönelim. Maksimum hızı için yeterli değildi demiştim. Ama 0-100 km/h hızlanması inanılmaz. 3,9 saniye sürüyor. Bu değerleri elde etmek o yıllarda zordu ama bunu 6000 adet bilgisayar pili gibi düşünebileceğiniz,lityum-iyon pillere borçlu. Bu piller araca 500 kg fazlalık eklese bile Lotus Elise kadar iyi yol tutabiliyordu. Aliminyum şasi ve karbon elyaf gövde sayesinde. Peki başarılı oldu mu ? Ne yazik ki hayır. Fiyatı ve güvenilir olmaması nedeniyle Avrupa ve vatanında başarılı olamadı. Ama akıllarda kalmayı başardı.

TESLA ROADSTER 2008 – 2012

Şimdi size biraz da Model S tarafını anlatayım. Model S ilk duyurulduğunda bende çok heyecanlanmıştım. Bu bir devrimdi. Artık insanlar elektrikli arabalara nispeten uygun fiyata sahip olabilecekti. Gelin biraz satış adetlerine bakalım.

Amerika pazarı gerçekten küresel ölçekte büyük bir pazar. Tesla Roadster toplam 2.450 adet satabilmiş. Tesla Model S ise 263.504 adetlik satışıyla büyük bir yol katetmiş.

Bu sonuçlar bize geleceğin nereye doğru gittiğini, hayatımızda olmazsa olmaz teknolojinin artık daha çok yer işgal edeceğinin bir kanıtı.

TESLA MODEL S 2012

Evet incelemeye konu olan Tesla Model S hakkında biraz detay verelim.

İncelemesini yaptığımız Model S P100 D modeliydi. Bu üretilen en güçlü Model S ünvanını taşıyordu. Ama bu ünvanı yeni çıkan Model S Plaid almış durumda.

MOTOR:

Alışmış olduğumuz gibi içten yanmalı bir motor olsaydı , hem motor gürültüsü hemde devir çevirmeden gelmeyen tork değerlerinden bahsedebilirdik. Ama aşağıda vereceğim tabloda ne yazıyorsa aynı değerlere kolaylıkla ulaşabileceğinizi ve tork eğrisinin aşağıdan yukarı yönlü değil de dümdüz bir çizgi gibi olabileceğini düşünebilirsiniz.

Motor TipiElektrikli
Motor Gücü762 hp
Tork898 Nm
Hızlanma 0-100 km/saat2,7 sn
Azami Sürat250 km/saat

KONFOR:

Konfor dediğim de aklıma sessiz ve sarsıntısız bir sürüş geliyor. Ama bunlar Tesla için yeterli kelimeler değil. Bir sürü güzel özelliği var, incelediğimiz modelin. Örneğin uzun yolda otomatik pilot sayesinde konforlu bir yolculuk yapabilirsiniz. Yoruldunuz ve uyumanız gerekiyor, kamp modu imdadınıza yetişiyor. İklimlendirme sistemlerini istediğiniz gibi ayarlıyorsunuz ve bütün gece rahat bir uyku çekiyorsunuz.

YAKIT:

Burada işler biraz karışıyor. Ülkemiz enerji ihtiyacının büyük bir bölümünü dışardan aldığı için neredeyse benzinli otomobil kadar yakıt harcamanız oluyor. Ama evinizde şarj ederseniz bu durum sizin lehinize dönüyor.

Menzil572 km
Şarj Süresi9,2 saat
Hızlı Şarj Süresi1,5 saat
Batarya Voltajı350 V
Batarya TipiLithium-ion

SONUÇ:

Genel bir değerlendirme ile yazımı noktalamak istiyorum. Ülkemiz için uygun bir araba olduğunu şu an düşünmüyorum. Evet bir çok konuda çok iyi ama eksik kaldığı noktalar da yok değil. İncelemesini yapmış olduğumuz aracın sahibi Halide hanım: “yol şartlarının virajlar nedeniyle otomatik pilot için uygun olmadığını” ve “araba durmadan tekrar devreye girmediğini”anlattı. Bu durumda, Tesla ile uzun süreler otomatik pilot kullanarak seyahat edemeyeceğimizi görebiliriz. Menzil konusunda 572 km bence yeterli. Kısa bir mola vererek şarj edebilir ve dinlebilirsiniz. Bir diğer eksik ülkemizde , Tesla temsilciliği olmadığı için , internet bağlantınızı mobil bir hat üzerinden sağlamanız.

İnceleriz Platformu bağımsız incelemeler yapar.
Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıkla

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Otomotiv

VW POLO 1.4 TRENDLINE (2006) : ŞEHİR OTOMOBİLİ

Yayınlandı

on

VW POLO 1.4 TRENDLINE (2006) : ŞEHİR OTOMOBİLİ incelemesiyle karşınızdayız. Dilerseniz öncelikle Volkswagen markasını biraz tanıyalım.

Volkswagen 1937 yılında Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi tarafından Alman otomotiv birliğine kurduruldu. Anlamı ; halkın otomobili demektir.

Üretime giren ilk modeli ise (Beetle 1938)

Şimdi de Vw Polo‘yu biraz tanıyalım.

İlk Polo , yollara (1975-1981) yılları arasında, Audi 50‘nin kardeşi olarak çıktı .Üretim adeti o yıllara göre fena değildi ; 4 yılda 500.000 adet .

Daha sonra mk2 çıktı ve 13 yıl boyunca satışları devam etti.

Şimdi gelelim Poloyu polo yapan mk3 efsanesine.

Polo, bu neslinde daha modern görünüme kavuştu. Beş kapılı gövde tipi sunulmaya başlandı. Sedan versiyonu da Seat Cordoba üzerine inşa edildi.

MK3 , (1994-2003)

Biliyorum sadede gel artık; incelediğin modelin özellikleri nasıl ? bize bunları anlat diyorsunuz.

Peki , mk4 ile devam edelim. Yani incelediğimiz Polo

mk4 (2002-2009)

MOTOR:

Motor tarafında beni çok şaşırtmayan , performansından etkilenmediğim ve 100 km/h üzerine pek çıkmak istemeyeceğiniz ; şehir içi hızlarda pek sizi yormayan ancak yokuşlarda bir alt vitese değil de , iki alt vitese düşürmeniz için uğraşan atmosferik 1.4 silindir hacmine sahip bir otomobil görüyorsunuz. Turbo beslemeli bir motor olmamasına rağmen ara hızlanmalarını da beğendiğimi söyleyebilirim Hemen teknik verilerini aşağıya bırakıyorum.

Motor TipiBenzinli / 4 silindir
Yakıt Tüketimi (Şehir içi / Şehir dışı)8,7 lt / 5,4 lt
Motor Gücü75 hp
Hızlanma 0-100 km/saat12,9 sn
Azami Sürat172 km/saat
Maksimum Tork126 Nm / – rpm
Net Ağırlık1023 kg

KONFOR:

Konfor olarak bir çok b segmenti rakibinden iyi olduğunu söyleyebilirim. Yumuşak ayarlanmış süspansiyonları ve etli lastikleriyle Polo bir çok engeli size hissetirmeden aşmayı başarabiliyor.Bu durum yol tutuşunu çok etkilemesede daha iyi yol tutan rakiplerinin olduğu da bir gerçek.

DONANIM:

Polo çift hava yastığı, cd çalar , abs ebd ,klima , merkezi kilit sistemi ,yükseklik ve derinliği ayarlanabilen direksiyon, aktif gergili emniyet kemerleri ile geliyor . Donanım seviyeleri rakipleriyle çok benzer . Daha donanımlı versiyonlara geçtikçe işler güzelleşiyor.

YAKIT:

Fabrika verisi şehiriçi 8,7 lt şehirdışı 5,4 lt olduğunu söylese de bu değerleri tutturmanın çok zor olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.Biz şehiriçi 9 – 10 litrelere rahatlıkla ulaşabileceğini gördük.Bu durumu atmosferik olmasına ve yüksek devirlere çıkma gerekliliğine bağlayabiliriz.

KULLANIŞLILIK:

Polo eşya gözlerinden asla kaçmamış. Orta konsolda küçük eşyalarınız için yer yaparken hemen vitesin önünde geniş bir alan sizleri bekliyor.Kalorifer menfezlerinin üstünde ıphone 7 boyutunda kaydırmaz pedi olan bir alan da mevcut.Bardaklıkları ortada değil gizlenmiş açılış hissi çok güzel.Makyaj aynası ışıksızdı ama comfortline donanımında ışıklı olduğunu da belirteyim.

Gelelim sonuç kısmına. Fiyat bilgisini daha önce vermiştim ama ne kadar anlamsız olduğunu 8 ay sonra görebilirsiniz.Polo küçük aileler ve senede bir defa tatile çıkanlar için iyi bir seçenek.Ancak sık sık şehir değiştiriyorsanız bu araba size göre olmayabilir.Uzun uzun okumak istemeyenler olacaktır bu yüzden hemen aşağıya sizi yormayacak , youtube videosunu da koyacağım.

İnceleriz Platformu bağımsız incelemeler yapar.
Okumaya Devam Et

Otomotiv

VOLVO V40 1.5 T3 INSCRIPTION:İSKANDİNAV GÜZELİ

Yayınlandı

on

VOLVO V40 1.5 T3 INSCRIPTION :İSKANDİNAV GÜZELİ incelemesiyle karşınızdayız. Volvo denilince aklınıza ilk ne geliyor ? Güvenlik dediğinizi duyar gibiyim. Peki VOLVO markası nasıl ortaya çıkmış öncelikle buna bakalım.

Volvo 1927 yılında İsveçGöteborg‘da SKF markasının bilya üreticisi olarak kurulmuş. Bu fabrikada özel bir seri olarak üretilmeye başlanmış ve oldukça kaliteli işler çıkarmışlar. Bu kaliteyi daha sonra otomobil alanında da kullanmayı düşünmüşler ve otomobil, kamyon üretimi bu şekilde ortaya çıkmış. Peki size bu ikonikleşmiş simgenin, demirin antik simgesi olduğunu ve bu simgenin İsveç çeliğinin dayanıklılığını vurguladığını söylesem; eminim şaşırmazsınız. Şimdi ilk modellerine bir göz atalım.

Volvo PV4 4-Kapılı Sedan 1927
Volvo PV4 Özel 4-Kapılı Sedan 1928
Volvo PV654 4-Kapılı Sedan 1933

İyi ama üretilen ilk modeller Volvo‘nun güvenliğini ,simgesi dışında yansıtıyor muydu ?

Hayır , o yıllarda bu durum çok önemsenmiyordu.Çok fazla araba olmaması ve kazaların tehlikeli olmaması nedeniyle ,güvenlik önemli bir kriter olmadı.

Şimdi Volvo’nun insan hayatını ne kadar önemsediğini anlatayım. Markanın bir çok güvenlik sistemine öncü olduğunu bir kaç örnek vererek açalım.

.1944 Güvenlik kafesi

.1959 Önde 3 noktalı emniyet kemeri

.1966 Güvenli kapı kilitleri

.1971 Emniyet kemeri hatırlatıcısı

Öncü oldukları sistemlerin patentini paylaşmışlar ve her markanın bu güvenlik sistemlerine dahil olmasını istemişlerdir. Şu an kullanmış olduğumuz üç noktalı emniyet kemeri bunun en güzel örneği. Teşekkürler Volvo :))

Markanın anlatılacak çok fazla hikayesi olsada biz incelemiş olduğumuz modele geri dönelim.

Volvo v40 adını ilk olarak station wagon karoserinde kullandı.

Daha sonra görmeye alıştığımız ve incelediğimiz güzel piyasaya sunuluyor.

İncelemesini yaptığımız 1.5 t3 inscription versiyonu ise makyajla gelmiştir.

Facelift 2016-2019

Şimdi sizlere incelediğimiz modelin bize ne hissettirdiğini ve kimlere hitap ettiğini anlatayım.

KONFOR:

Öncelikle ,süspansiyonların kısa aralıklı çukurlarda rakiplerine göre sert olduğunu belirteyim.Bu sertliğe ince yanaklı lastikler de eklenince can sıkıcı olabiliyor.Uzun yol kullanımında bu sertlik yerini huzurlu sürüşe bırakıyor , bu beni iki farklı karakteri olduğuna ikna etmeye yetti.Agresif yüzü beni yol tutuşunda çok etkiledi.Bu yüzü rakiplerinden bir adım önde ve konfor tarafında vermiş olduğum eksiyi burada artı hanesine yazdırmayı başarıyor.Rüzgar sesini içeriye 140km/h hıza kadar çok hissetmediğimi söylemeliyim.C-premium segmenti için yeterli.Ses sistemi opsiyon olarak alınmış ve gerçekten çok tatmin edici.Uzun yolda asla yormayan koltukları ,gerçekten test edilmesi gereken detaylardan.

DONANIM:

7 hava yastığı ,isofix , dijital kadran, çarpışma uyarı sistemi,çarpışma önleme sistemi,yağmur ve far sensörü ,full led ön farlar ve gündüz aydınlatması,elektrikle ayarlanabilen hafızalı sürücü koltuğu, deri ve ısıtmalı koltuklar,premium ses sistemi,arka park sensörü,far yıkama ,sıps (yan darbe koruma sistemi),cam tavan ,çift çıkışlı egzoz gibi premium rakipleriyle benzer donanımlara sahip.Şunu belirteyim ,incelemiş olduğumuz inscription paket ,markanın luxury tarafında alabileceğiniz en dolu hali.

MOTOR:

Motor TipiBenzinli / 4 silindir
Motor Hacmi1498 cc
Maksimum Güç152 hp (112 kw) / 5.000 rpm
Maksimum Tork250 Nm / 1.700 rpm
Hızlanma 0-100 km/saat8,3 sn
Azami Sürat210 km/saat*(sınırlandırılmış)

Motoru ve Aisin tarafından yapılmış tork konvertörlü 6 ileri şanzımanın uyumu gerçekten çok iyi.Çoğu durumda çift kavrama gibi çalışıyor.Şanzımanın (s) moduna alınmasıyla gaz gecikmesi oldukça azalıyor.Eğer eco modunda kullanmaya çalışırsanız biraz tepkisiz kalıyor ve gereken ekonomiyi size sunabiliyor.

YAKIT:

Şehiriçi ortalama 7,3 lt olan değerleri bulmanız biraz zor.Biraz size ve trafiğe bağlı.Ben 8 litrelerle dolaşmayı başardım.Şehirdışı 4,5 litre ortalama değerini 100-110 km/h aralığında kullanırsanız ve cruise control ile yol yapıyorsanız tutturmanız mümkün.Motor bu konuda size çok bağlı. Ekonomik kullanırsanız cimri, sert kullanırsanız acımasız.

KULLANIŞLILIK:

V40’ın eşya gözleri ne yazik ki yetersiz.Orta konsolda sürgülü kapağın altında ,iki bardaklık var , oldukça kullanışlı olduğunu söyleyebilirim.Kokpitin arkasında gizli bir göz var ve derinliği fena değil.Kapı içi gözleri su şişeleri için yeterli.Arka kapılardan, iniş binişlerin oldukça zor olduğunu söyleyebilirim.Bagaj içinde poşet yerlerinin olması ,iyi düşünülmüş detaylardan.Genel olarak sade ve anlaşılır olarak tasarlanmış media ünitesi beni mutlu etti.

SONUÇ:

Beklentilerinizi karşılayan ve premium rakiplerinden, farklı yönleriyle öne çıkmayı başaran bir otomobil olduğunu söyleyebilirim.Bagaj alanı kullanışlı olsada , daha geniş ve kullanışlı rakipleri var.Performans konusunda fazlasıyla tatmin ediyor.Konfor konusu düşündürsede ,uzun yol tarafında bu sizi rahatsız etmiyor.Volvo’yu kalabalık olmayan aileler için önerebilirim.

İnceleriz Platformu bağımsız incelemeler yapar.
Okumaya Devam Et

Otomotiv

FIAT GRANDE PUNTO:BABY MASERATI

Yayınlandı

on

FIAT GRANDE PUNTO:BABY MASERATI incelemesiyle karşınızdayız. Dünya üzerinde bulunan bir çok ülke , bu ülkelerin de sahip oldukları bir çok otomobil markası ve bu otomobilleri tasarlayan bir çok tasarımcı bulunuyor. Modaya yön veren , tasarımlara ilham kaynağı olan bir ülke desem aklınıza ilk neresi gelir ?

Evet , İtalya 🙂

Evet,İtalya bir çok tasarımcı yetiştiriyor ve otomobil tarihini değiştiriyorlar. Peki bu ünlü tasarımcıları tanıyalım.

Giorgetto Giugiaro,Marcello Gandini,Bruno Sacco,Walter de Silva

Bu yetenekli insanların her birini inceleyeceğim,bugün kahramanımız Giorgetto Giugiaro.

Bu abimiz o kadar fazla tasarıma imza atmış ki , bir kaçını hemen paylaşayım.

DeLorean DMC-12
Bmw M1
Alfa Romeo Brera
Alfa Romeo Alfasud

Ama bir tasarımı var ki, başlıkta neden BABY MASERATI diyorlar bunu görebilirsiniz.

Karşınızda Maserati 3200 GT

Tasarımdan bahsettik ,hangi araba tasarımına ilham olmuş bunu da görmüş olduk. Şimdi sıra geldi incelediğimiz Punto‘ya. Grande Punto 2005 Frankurt Otomobil Fuarı’nda tanıtıldı ve ülkemize 2006 yılında satışa sunuldu.O yıllarda tasarımı büyük dikkat çeksede bir çok göz bu fütüristik tasarıma alışmakta zorlandı.Hala güncel çizgileri taşıdığından bu arabaya eskimeyen araba demek de doğru olabilir .Biz ne hissettik bu araba kimlere hitap ediyor hadi gelin biraz İNCELEYELİM.

KONFOR:

Süspansiyonların sert ayarlanmış olduğunu otomobilin direksiyonuna geçer geçmez anlayabiliyorsunuz. Kısa aralıklı çukurlar , yol üzerinde ki boyalar , kasisler adeta sizinle savaş halindeler. Peki eksiklerini söyledim biraz da artılarından bahsedeyim. Viraj performansına bu sertlik katkı sağlamış ve uzun aralıklı çukurlarda ve ya yüzeylerde bu süspansiyon olması gerektiği gibi çalışabiliyor.Motor sesini cold start yaptığınızda oldukça hissediyorsunuz.100km/h hızdan sonra motor sesi yerini rüzgar sesine bırakıyor :)))

DONANIM:

Çift hava yastığı,abs-ebd,klima,cd çalar,isofix,yükseklik ve derinliği ayarlanabilen direksiyon gibi şu an için çok sıradan olan özelliklerle geliyordu.Ama Emotion paket seçeneğine giderseniz hava yastığı sayınız 6 oluyor ve bir çok özellik üzerine ekleniyordu.

MOTOR:

İncelediğim Punto 1,3 multijet 75hp olan versiyonuydu.İlk kalkışlarda biraz isteksiz olsada ara hızlanmaları beni tatmin etti.Yokuş performansı da turbo ve ağırlığın az olması nedeniyle oldukça başarılıydı.Turbonun ne kadar büyük nimet olduğunu düşük hacimli motorlarda net bir şekilde hissedebiliyorsunuz.

Motor TipiDizel / 4 silindir
Motor Hacmi1248 cc
Maksimum Güç75 hp (55 kw) / 4.000 rpm
Maksimum Tork190 Nm / 1.750 rpm
Hızlanma 0-100 km/saat13,6 sn
Azami Sürat165 km/saat

YAKIT:

Fabrika verilerini çok dikkat ederseniz tutturabilirsiniz .Ben şehiriçinde fabrika verilerinin altında gezmeyi başarmıştım 5,0 lt ile ancak şehirlerarası 3,5 olan fabrika verisini normal kullanımda tutturamadım. Şehirdışı gerçekci ortalamam 4,0 lt dir.

KULLANIŞLILIK:

Puntonun eşya gözleri yetersiz.Vitesin hemen önünde bardaklık var ve oraya aynı anda iki içeceğiniz sığmayacaktır.Ayrıca vites koluyla çok yakın oldukları için ulaşmanız ciddi anlamda zor.Torpido alanının büyüklüğü fena değildi.Kapı içi gözleri çok kullanışsız sadece sakız kutularını koyabilirsiniz.Arka yaşam alanı ferah ve iniş binişlerde çok zor değil bebekli bir aile kolayca bebek koltuğunu çıkarabilir.Bagaj alanı 275 lt çok geniş olmasada biraz zorlarsanız 3 kişi tatile gidebilirsiniz.

SONUÇ:

Grande Punto hala güncel. Uzun yolda sizi biraz yorabilir ama sürekli şehirdışı yol yapıyorsanız motor size gereken tork desteğini verecektir.Çocuklu ailelere önerebilirim ama bagaja bebek arabası vs sığdırmanız çok zor olacaktır bu yüzden çocuğunuz 7 yaş üstüyse alın .

İnceleriz Platformu bağımsız incelemeler yapar.
Okumaya Devam Et

Otomotiv

Oto Lastik Tamir Kitleri İşe Yarıyor mu?

Yayınlandı

on

Tarafından

Her ne kadar yoğrun şekilde tüketici elektroniği üzerine sorular gelse de temel olarak kitap defter film ve hatta yakında aramızda olmasını değerlendirdiğimiz kadın yazarlar aracılığı ile kozmetik ürünleri (Saç şekillendirme ürünleri vb) kültür sanat konuları üzerine de inceleme yazılarımızı göreceksiniz. Bu bağlamda aklıma gelmişken hemen, yakın zamanda ve daha önce de kullanmış olduğum, oto lastik tamir kitleri ile ilgili değerlendirme yazımı sizlerle paylaşmak istedim. Peki bu oto lastik tamir kitleri gerçekten işe yarıyor mu? İçinde ne var? Sağlık veya çevreye zararlı mı? Patlar mı? Yanar mı? Alev alır mı? gibi kafalardaki deli sorulara istinaden gelin biraz irdeleyelim bu işi.

Üreticisine göre değişmekle birlikte genelde 450 veya 500ml olarak satılan bu tüplerden ilk defa 1999 yılında kullanmıştım. Son dönemde ise beni tanıyanların bildiği emektar bir 2007 Ticari Palio 1.3 Multijetim olduğunu biliyorlar.

İşte bu arabada görülen o çelik jantların üstündeki 195x45x17 ve 205x45x17 lastiklerin önce sağ ön taraftaki inmeye başladı. Performans lastiği oldukları için üzerinde yürüdüm hava bastım lastikçiye gittim, söktü baktı ”Abi yanaklardan kaçırmış lastikte delik yok” dedi, yanaklara kendince birşey sürdü temizledi vs ama baktım 10 gün sonra yine durum aynı. Yine lastikçi yine aynı terane ve 10 gün sonra yine durum aynı olunca aklıma geldi ve hemen konu başlığındaki spreyden sipariş verdim.

Tüp elime ulaştığında lastiğin bilerek inmesini bekledim, indikten sonra önce tüpü talimatlarında olduğu gibi çalkalayıp sonra yine talimatlardaki gibi supap bağlantısını yapıp şişirdim ilacın komple içeri dolmasını sağladım ve tüpü o lastiğe bitirdikten sonra hareket de etmek gerektiğinden dolayı istasyona gidip tüpün üstüne de 32 bar havayı lastiğe bastım, 10 gün 20 gün 30 gün derken 1 senedir o lastiği o şekilde kullanıyorum derken bu sefer sol arka lastik baktım inmeye başladı bu sefer hiç lastikçiye gitmedim, hemen yne bir tüp sipariş, yine aynı işlem aynı yöntem ve 2 aydır sol arka lastik de banamısın demiyor, netice itibari ile yanaklardan kaçırdığı belli olan bu lastiklerin bazen 10 bazen 15 günde inmesine neden olan o yer her ne ise bahsi geöen ilacın o alanı içeriden tıkaması kapaması yamaması vs adı her ne ise bunun neticesi ben 2 kere lastikçide bulamadığım çözümü bu tüplerde bulmuş oldum. Arabamda da her zaman bir tüp yedek bulunduruyorum ne olur ne olmaz diye.

Peki bu tüpün içinde ne var?

Zararlılık sınıfı kapsamında bu tip ürünlerin içerisinde H220 kodu ile bilinen Aşırı alevlenir gaz bulunur. bunun yanısıra %25 amonyak içerir. H315 kodu kapsamında olan bu tarz ürünlerin Cilt tahrişine yol açıyor olduğunu da unutmayınız.
Xi R38 ve F+ R12 uyarıları nedeniyle de tehlikeli ürün sınıflandırmasında olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Bu tarz ürünlerde 35 derece üzerinde muhafaza eidlmesi tavsiye edilmediğinden dolayı olur da aracınızda bu tarz bir (Benim gibi) ürün bulundurmak isterseniz aracınızı direkt olarak güneşin altına bırakmaktan imtina ediniz.

Sonuç olarak ciddianlamda yerine göre hayat kurtaran dediğimiz tarzda olan bu tip ürünlerle ilgili bize sağladığı kolaylıklar kadar yanınd agetirdiği tehlikelerin de farkında olmalıyız.

Ben kullandım faydasını gördüm, sizler de bu tarz ürünleri kullanacak olursanız lütfen yukarıdaki uyarıları dikkate almayı ihaml etmeyiniz.


İnceleriz Platformu bağımsız incelemeler yapar.
Okumaya Devam Et

Otomotiv

Dacia Sandero 0.9 TCE Stepway Ne Kadar Yakar ? 2016 Dacia Sandero 0.9 TCE

Yayınlandı

on

Tarafından

dacia sandero

Dacia Sandero 0.9 TCE Stepway ile ilgili sıkça aratılan Dacia Sandero 0.9 TCE Ne Kadar Yakar? sorusunun cevabı niteliğinde bir video çekmeye karar verdik. Aracın tam modeli ise 2016 Dacia Sandero 0.9 TCE Stepway.

Bizim genelde televizyon, telefon, beyaz eşya ve bilişim ürünleri incelememize alışıksınız ancak araç incelemeleri pek yapmıyoruz. İnceleriz.com‘u kurma amaçlarımızdan biri de inceleme konusunu çok daha geniş bir kapsama yaymaktı aslında. Yani inceleme fırsatını bulduğumuz ne varsa bunlar ile ilgili sizlere bilgi sunmak.

Araç hakkında bilgilendirme kısmına gelecek olursak, İstanbul’dan yola çıkmadan evvel ne kadar yakıt yakacağını merak ediyordum. Bunu sizlerle de paylaşmamın güzel olabileceğini düşündüm ancak yol üzerinde Sakarya, Düzce gibi yerlere de uğrayacağımı hesaba katarak Bursa’dan itibaren çekmeye karar verdim. Ancak yine duramadım İzmir’e uğradım :))

 

Dacia Sandero 0.9 TCE Yakıt Ortalaması Ne Kadar ? 

 

Bursa Mustafakemalpaşa’dan 22.88 TL’lik fiyatıyla 51.140 litre benzini 1170 liraya aldım ve depoyu tamamen doldurdum. Ardından Soma yol ayrımına gelince İzmir şehir içine döneceğim için tekrar bir ara kayıt aldım. Buraya kadar göstergeye göre kat ettiğim yol 112.5 km, yaktığım yakıt 6.2 litre ve ortalama 5.5 litre şeklinde idi. 

İzmir şehir içine girene kadar bir süre daha gitmem gerekti. Ardından şehir içinde tahmini 50 km‘lik bir yol yaptım ve tekrar yola çıktım. İzmir-Aydın yolunun ortalarına geldiğimde sıcaktan bunalmış halde otostop çeken 3 kişiyi aldım. Buraya kadar ortalamam 6 litreye çıkmıştı. Arkadaşların çantalarıyla birlikte aracıma getirdiği yük yaklaşık 250-260 kg diye tahmin ediyorum. Aracın kendi ağırlığı 1047 kg yani ortalama %22‘lik bir ek yük getirmeleri anlamına geliyor. Arkadaşlarla birlikte Fethiye‘ye kadar devam ettim. Bu arada arkadaşların sevinçleri yakıt ortalamamın yükselmesine kesinlikle değdi. 🙂

Fethiye‘ye kadar yaptığım yolu aracın göstergesi 649.7 km olarak gösteriyordu. 39.1 litre yakıt yaktığımı ve ortalamamın da yine 6 litre olduğunu gösteriyordu. Fethiye‘de depoyu 23.02 TL’den 41.70 litre yakıt ile 960 TL’ye tekrar doldurdum. Dolayısıyla aracın yakıt göstergesi ile arasında 2.6 litrelik bir sapma göze çarpıyor. Ve bu yakıtı göz önünde bulundurarak tekrar hesapladığımızda 41.7/6.49 = 6.42 litrelik bir yakıt ortalamasına ulaşıyoruz. (Her 100 km’ye göre yakıt hesaplandığı için 649’un 100’e bölünmesi ile 6.49’u elde ediyoruz.Aracın göstergesi ile aslında yakılan yakıt arasındaki farkı görmemiz açısından da oldukça iyi bir inceleme oldu.

Not: Yolun büyük bir kısmını 110-120 ile ve tamamen klima açık bir şekilde sürdürdüm. (Yolda arkadaşları aldıktan sonrası da dahil.) Sadece Aydın-Muğla arasındaki dağlık bölgede daha düşük hızlarda seyretmek durumunda kaldım.

 

Dacia Sandero 0.9 TCE Motor Gücü Yeterli Mi ? 

 

900cc, 3 silindir, 90 beygir bir araç olması itibariyle motor gücü düşündürücü olabilir. Ancak ben aracın hızlanması yahut yokuş çıkması konusunda bayıldığına şahit olmadım. Yokuş çıkarken 2’den 1’e düşürmek konusunda kararsız kalıp zorlanması dışında tabi. Araç yokuş yukarı 2’den 1’e düşme kararını çok geç verdiği için yavaş gidiyorsanız ve dik bir yokuş var ise manuele alıp 1’e düşürmelisiniz. 1’de iken rahatça, zorlanmadan tırmanışını gerçekleştiriyor. Bu segmentte, bu yakıt beklentisi ile alınan bir araç için motorunun oldukça tatmin edici olduğunu düşünüyorum.

Araç hakkında merak ettiğiniz her ne varsa ise buradan yorum olarak yahut Youtube videosu üzerinden yorum olarak sorabilirsiniz. Bir sonraki incelemede görüşmek üzere :

İnceleriz Platformu bağımsız incelemeler yapar.
Okumaya Devam Et

Trendler